Vertaling van "Blom" in Turks
Çiçek, çiçek, un is die topvertalings van "Blom" in Turks. Voorbeeld van vertaalde sin: Hou jy van hierdie blom? ↔ Bu çiçeği seviyor musun?
Blom
-
Çiçek
properHou jy van hierdie blom?
Bu çiçeği seviyor musun?
-
Vertoon algoritmies gegenereerde vertalings
Outomatiese vertalings van " Blom " in Turks
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Vertalings met alternatiewe spelling
blom
noun
grammatika
-
çiçek
nounKapalı tohumlu bir bitkinin üreme organı; çanak ve taç yapraklarla çevrili stamen ve karpellerden oluşur, bunların tümü bir tabla üzerindedir.
Hou jy van hierdie blom?
Bu çiçeği seviyor musun?
-
un
noun
Prente met "Blom"
Voeg voorbeeld by
Voeg
Vertalings van "Blom" in Turks in konteks, vertaalgeheue
Hoeveel kroonblare aan ’n blom?
Çiçekte Kaç Taçyaprak Var?
Soos die blom ná die storm, sal hulle mettertyd hulle kop uit die droefheid kan oplig en weer eens geluk en vervulling in die lewe smaak.
Zamanla, fırtınadan sonra çiçeğin yaptığı gibi, başlarını acıların içinden yukarı doğru kaldırıp hayattan yeniden sevinç ve doyum duyabilirler.
En die grootte van die blom is nie die enigste rede waarom hierdie blom ’n swak keuse vir ’n ruiker sal wees nie.
Bu çiçeğin bir buket için kötü bir seçim olmasının tek nedeni boyutu değildir.
Meisies word miskien Fikre (My geliefde), Desta (Vreugde), Senait (Goedheid), Emnet (Geloof), Ababa (Blom) of Trunesj (Jy is goed) genoem.
Kızlara şu adlar konulabilir: Fikre (Sevgilim), Desta (Sevinç), Senait (İyilik), Emnet (İman), Ababa (Çiçek) ya da Truneş (İyi birisin).
15 Die mofpyp kan homself byvoorbeeld nie bestuif nie, maar het insekte nodig wat stuifmeel van ’n ander blom af inbring.
15 Örneğin, loğusaotu kendi kendini tozlaştıramadığı için, kendisine diğer bir çiçeğin tozunu taşıyacak böceklere gereksinim duyar.
Bowenal moet ons, soos die Alpynse blom, met volharding vasklou aan ons “rots”, Jehovah, sowel as aan sy Woord en sy organisasie.—2 Samuel 22:3.
Hepsinden önemlisi, yüksek dağlardaki bu çiçek gibi, O’nun Sözüne ve teşkilatına olduğu kadar ‘kayamız’ Yehova’ya da sıkıca bağlı kalmalıyız.—II. Samuel 22:3.
▪ Hoewel die meeste orgideë nie grond nodig het nie, moet hulle gereeld bemes word—veral wanneer hulle blom.
▪ Çoğu orkidenin toprağa ihtiyacı olmasa da orkideler özellikle çiçek verdikleri zaman düzenli olarak gübrelenmelidir.
die wêreld se hoogste blom
Dünyanın en uzun çiçeği
Romeo nie! Nee, hy nie, maar sy gesig beter wees as enige man, maar sy been blink uit alle mense, en vir ́n hand en ́ n voet en ́n liggaam, - al is hulle nie te wees inbelprogram op, maar hulle is verby vergelyk kan word: Hy is nie ́n blom van hoflikheid, - maar ek sal hom net so sag soos ́ n lam lasbrief. -- Gaan jou weë, meid, dien God.
Romeo! hayır, o değil, yüzünü daha iyi olabilir ama herhangi bir adamın, henüz bacağını tüm erkeklerin üstünlük ve bir el ve bir ayak ve bir vücut, onlar üzerinde konuşulması değil olması rağmen, yine de Geçmişte karşılaştırabilirsiniz: o, nezaket, çiçek değil, ama ben bir kuzu olarak onu en nazik garanti edeceğiz. -- Senin yollarını git wench, Allah'a kulluk.
The World Book Encyclopedia verduidelik: “Stuifmeel bestaan uit klein korreltjies wat in die manlike organe van blom- en keëldraende plante vervaardig word.”
Bir ansiklopedi şöyle diyor: “Polen, çiçek açan bitkilerle kozalaklı bitkilerin erkek organlarında üretilen çok küçük taneciklerden oluşur” (The World Book Encyclopedia).
Wat lok die insek na die blom?
Böceği çiçeğe çeken nedir?
Die eertydse Hebreërs het die amandelboom die “een wat ontwaak” genoem omdat hy so vroeg blom.
Eski İbraniler, erken çiçek açma özelliğini kastederek, badem ağacına “uyanan” derlerdi.
Dit is ook ’n geloofversterkende herinnering aan die waaragtigheid van die woorde in Jesaja 40:8: “Die gras verdor, die blom verwelk; maar die woord van onse God hou stand in ewigheid.”
Aynı zamanda bu, İşaya 40:8’deki şu sözlerin doğruluğuna ilişkin imanımızı güçlendiren bir hatırlatıcıdır: “Ot kurur, çiçek solar; fakat Allahımızın sözü ebediyen durur.”
9 Maar laat die geringe broer hom verheug oor sy verheffing,+ 10 en die ryke+ hom oor sy vernedering, want soos ’n blom van die plantegroei sal hy verbygaan.
9 Fakat yoksul olan kardeş yükseldiği için kıvanç duysun,+ 10 zengin+ olan da alçaldığı için; çünkü kır çiçeği gibi solup gidecek.
Daar was te gewees het gras paaie hier en daar, en in een of twee hoeke daar wettelik van immergroen met die klip sitplekke of hoog mos bedek blom urnen in hulle was.
Burada ve orada çim yolları gibi görünüyordu ve bir ya da iki köşelerinde var taş koltuklar ya da uzun boylu yosun kaplı çiçek çömleği ile dökmeyen alcoves.
“Daar is baie jare [wanneer] ons nie ’n enkele blom sien nie”, sê die plantkundige Tim Croissant van die Nasionale Parkediens.
Ulusal Parklar İdaresinde bitkibilimci olan Tim Croissant, “Yıllarca hiç çiçek açmadığı oluyor” diyor.
Ons maak ook ’n heerlike sop van hierdie blom.
Bu çiçekten lezzetli bir çorba da yapılır.
Trouens, in sekere kontekste verwys die Japannese woord “blom” na die sakoera.
Hatta bazen Japonca “çiçek” dendiğinde akla sakura gelir.
3 In vers 1 van hoofstuk 28 word ons geskok deur die verstommende verklaring: “Wee die trotse kroon van die dronkaards van Efraim, en wee die blom wat verwelk, sy pronksieraad, wat daar is op die top van die vrugbare dal van hulle wat deur die wyn verslaan is.”
3 Yirmi sekizinci babın 1. ayetindeki hayret verici şu beyan bizi şaşırtmaktadır: “Efraim sarhoşlarının gurur tacına, ve şarapla vurulmuş adamların, toprağı yağlı deresinin (verimli vadinin) başında övündüğü güzelliğinin solan çiçeğine ne yazık (vay)!”
Die grootste blom in die wêreld is inderdaad ’n vreemde skeppingswerk.
Dünyanın en büyük çiçeği gerçekten garip bir bitkidir.